Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Ana Sayfa

Tanıtım

Ulaşım

Gururumuz

Öğrenciler

İdareciler

Unutulanlar

Unutulanlar2

Gelişmeler

Portreler

Sözlük

Basın

Sülaleler

Albüm

Albüm2

Komik

Adetler

El Sanatları

Düğünler

Ramazan

Diğerleri

Bizim Sayfa

Linkler

Z. Defteri

 

 

 

YAYALAR SÖZLÜĞÜ

ALFABETİK OLARAK SIRALANMIŞTIR

 

Yayalar Kasabası’nın günlük yaşantısında kullanılıp da sözlüklerde bulamayacağınız, belli bir süre sonra da kaybolup gidecek nitelikte yüzlerce kelime vardır. Bu verilerin toplanmasında emeği geçen Sivaslı.dk editörlerine teşekkürü bir borç biliriz. Biz de bildiğimiz ölçüde bu çalışmayı geliştirmeye çalıştık. Ortaya aşağıdaki 419 kelimelik mini sözlük çıktı. Yine bildiğimiz kadarıyla bu kelimelerin cümle içinde kullanışlarını da vermeye çalıştık. Bu sözlüğü geliştirecek yeni kelimeleri bizlere ulaştırırsanız onları da ekleyebiliriz.

 

Aa: Hayır.  Örn:Buban geldi mi? Aa, gelmedi.

Iradıya: Radyo Örn: Iradıyayı getir de ajansları dinleyelim.

Aba: Abla. Örn:Abana sööle, aş bişirsin.

Irbık:Toprak ve ağaçtan yapılan saplı küçük su kabı Örn: Irbık nerde?

Abdeshane: Yüznumara. Örn:Abdeshaneye gidcem

Iscak: Sıcak Örn: Iscak suyla yıkanmayı severim.

Abe: Ağabey. Örn:Abeyn geldi mi?

Isgıran:hamuru kemeye-kazımaya yarayan aygıt. Örn: Isgıranı nereye koydunuz?

Aca: Amca. Örn:Acan gile haber ver.

İlan: Yılan. Örn: Evinize ilan girmiş diyorlar.

Afyon: Haşhaş. Örn:Afyon çapasına gittim.

İlinti: Keder, merak, şüphe. Örn: Sen ilinti etme, hepsi düzelir.

Ağa: Ağabey. Örn:Ağa, bubam çağıyo.

İncedalan: Zayıf ve uzun boylu. Örn: İnce dalan birisi buradan geçti.

Ağırlık: Başlık parası. Örn:Gız ben sana 3 dönüm ağırlık verdim.

İrsal: İshal

Ağız: hayvan doğurunca ilk sağılan koyu süt. Örn: Ana ağız bişirdin mi?

İsbirte: Kibrit.

Ahar: Çeşme yalağı. Hayvan yemliği. Örn:Su içerken ahara düşmüş.

İsdici: Dilenci. Örn: İsdiciye ekmek verseydiniz.

Alama: Elle atılabilen büyük taş.

İsli: Sıcak Örn: İsli bir çay versen yaa…

Alat: Yaban armudu, Ahlat Örn:Aladı, göğüken yirsen boğazına alır.

İteği: Üzerinde un elenen, dokuma bez. Örn: İteğiyi düzgün yaz.

Amal: İshal Örn:Acan amal olmuş, doktura gidiyo.

Kaykı: Sert. Dik başlı. Örn: Bu adam çok kaykı.

An: Tarla sınırı. Örn: Leyn, tarlayı sürerken anlığı geçirmişsiniz. Denk sürün.

Kekiç: Çekiç. Örn: Kekiçle eline vurmuş.

Andık: Sırtlan. Örn:Bu evin hali ne böyle, andık girmiş gibi…

Kelem: Lahana. Örn: kelem turşuyu yaptık.

Anışmak: Konuşmak. Örn:Aha biz de sindi seni anıştık.

Keleter: Büyük sepet. Örn: Bir keleter tütün cizdim.

Annıç: Karşı taraf. Örn:Annıçtan geleni tanıyon mu?

Kelti: Meşe çalısı. Örn: Keltinin altına tavşan girdi.

Apapak: Bembeyaz Örn:aferin gız, çamaşırla apapak olmuş.

Kenef: Yüznumara.

Ardılmak: Bir yere yaslanmak. Eziyet etmek. Örn:Bugün bana ardılman, moralim bozuk.

Kerata: Ayakkabı çekeceği.

Arık: Temiz. Örn:Arık bir göynek versen ya…

Keri: Sonra. Örn: Bundan keri dikkatli olmak gerekiyor.

Arınmak: Temizlenmek. Örn:Ev arıttık.

Kıç: Bacak. Arka.

Arkeç: Arkadas. Örn:Nasısın arkeç.

Kılıkesik: İki yıllık erkek keçi.

Aş ermek: Hamile kadının bir şeye istek duyması Örn:Aşa dezen aş eriyomuş.

Kımsır.: Cimri. Örn: Bu adama bir de kımsır derler.

Atlamak: Toplamak. Örn:Söke’ye pamık atlamıya gittiler.

Kıran: Yamaç, bayır, dağ sırtı. Örn: Kıranbağa gittik.

Avgan: Su birikintisi.

Kıtmek: Yapılan bir işte kandırmak kazanmak.

Avlı: Evin önündeki duvarla çevrili meydanlık. Örn:Avlıdan bir-iki büber getir.

Kıypmak: Kaymak. Örn: Eskiden gübre torbalarıyla tepeden kıypardık.

Avsıtmak: Gafil Avlamak. Örn:Dikkat et seni avsıtmasın!

Kirelik: Eski evlerde banyo Örn: Kireliğin kapısını kapat!

Avurt: Dişlerle yanak arasındaki ağız boşluğu. Örn:Avırtlarını şişire şişire gonuşuyo…

Köme: Küme, yığın. Örn: Nohut elliklerini köme yaptık.

Ayakyolu: Yüznumara. Örn:Ayakyoluna gitsen iyi olcek.

Kösmek: Yıkılmak. Örn: Bizim mahalledeki oda kösüldü.

Aygıt: Eşya, araç, alet. Örn:Aygıt işler, el öğünürmüş.

Köstekli: Ayakları bağlı.

Ayran gevmek: Aptalca boş konuşmak. Örn:Ayran gevmenin sırası mı şindi.

Kumpur: Patates. Örn: kumpur aşı yaptık.

Azat: Büyük palamut ağacı. Örn:Yoğurt kesesini azadın dalına as.

Kupa: Cam çay bardağı Örn: Kupaları getir, çay koyalım.

Azıtmak1: Konuyu uzatıp şiddetlendirmek. Örn:Bu adam iyice azıttı. Ha bire gonuşuyo.

Laklak: Sapsız uzun boyunlu toprak sukabı.

Azıtmak2: Yoldan çıkmak Örn:Çok azıttın. Saat kaç oldu eve gelmeyi bilmiyon.

Lembir lembir: Ağzına kadar dolu kova veya havuz Örn: Lembir lembir doldurma. Fazlası zarar verir.

Badılcan: Patlıcan. Örn:Çeşmenin üstüne badılcan gelmiştir.

Maket: Divan Örn: Eskiden benim odamda da maket vardı.

Bakbi: Bakar mısın? Örn:Biri ünnüyo. Bak bi ne diyomuş.

Mancar: Pancar. Örn: Mancar yaprağını ineklere verdim.

Balık oynaması: Şimşek. Örn:Balık oynarken azadın altında durma.

Mardalı: İri – yarı.

Baş tutarı: Aile reisi. Örn:Baş dudarı kalmadı.

Maşala: Meşale - Yanan odun yığını.

Batman: Büyük bakraç. Örn: Bi batman süt al.

Me: Al. Örn: Me, şunu acana var.

Baymak: Dayanamamak. Örn:Gonuştukça gonuştu. Baydı beni yaa..

Mehel: Uygun görülen. Örn: Ben oğlumu kimselere mehel görmüyorum.

Benillemek: Korku ile sıçramak. Örn:Böle bağırma. Çocuğu benilleteceksin.

Meldin: Sofra bezi. Örn: Meldini getirmemişsiniz.

Berenarı: Söyle böyle, üstün körü. Örn:Bu nebiçim temizlik. Berenarı yapmışın.

Merdiman: Merdiven Örn: Merdimandan düştüm.

Beşbıyık: Muşmula. Örn:Bizim kasabada beş bıyık çok fazla bulunmaz.

Meymenet: Surat. Örn: Ne biçim adam, meymenetsizin teki.

Beştata: Rahle, Kur’an okunan küçük masa Örn:Camiye beştata yaptırdım.

Mıymıntı: Yavaş çalışan kişi Örn: Mıymntının birisiydi.

Bet: Hem iyi, hem de kötü anlamında kullanılır. Bi sontanımız var. Bet iyi.

Mızmız: Uyumlu olmayan, huysuz, titiz Örn: Mızmızlık edeceğine, işin ucundan tut.

Bıçık: Vadi, dar geçit.

Misir: Hindi.

Bıkımak: Hafif dönüvermek.

Mistir: Mala.

Bibi: Hindi. Örn:Bibileri çevir, avlıya girmesin.

Motur: Traktör Örn:Bu gün moturla dereye gittik.

Bicez: Bir tane. Örn: Bicez evladımı gurda guşa yim edemem.

Mugallit: Komik, güldüren Örn: O adam çok mugallittir.

Bişiyen: Çabuk pişen.

Musaf: Kur'an-ı Kerim Örn: Musaf abdassız ellenmez.

Boduç: Küçük toprak su kabı. Testi Örn:Boducu kim kırdı?

Mutu: Uyumlu, bağlı, mutlu.

Boğ: Bohça. Örn:Boğunu almış, gidiyo…

Müzmal: Perişan, zebil. Rezil. Örn:Oynarken üstünü başını müzmal etmiş.

Bol kursak: Aceleci olmayan, sabırlı. Örn:Ne bol gursağın var. Sen gelesiye akşam oldu.

Naca: Nasıl? Örn:Naca geldin buraya?

Bolarmak: Bollaşmak. Genişlemek. Örn:Elim bolarınca borcumu öderim.

Naha: ??? Örn:Naha ciğerinden yanmayasıca!!!

Böce börtü: Böcekler. Örn:Oğlum, orlarda gezme, böce börtü çıkar.

Namazlağı: Seccade Örn: Dedene namazlağıyı getir.

Bubeşçe: Papatya.

Necabolsa: Nasıl olsa Örn: Nicabossa buradan geçeceksin.

Bun: Sıkıntılı, kaderli.

Nemben: Ne bileyim, Nereden bileyim Örn:Nemben ne etsek?

Buva, buba: Baba. Örn:Buban evde mi?

Nene: Üvey anne. Örn: Nenedir ama anam kadar severim.

Bürtlemek: Dışa dogru çıkmak. Örn:Çıbanı sıktırınca, bürtledi.

Nerdenk: Salça. Örn:Nerdenlik domates aldık.

Büvelek: Sığır sineği. Örn:Ölen ısıcağında inekleri büvelek tuttu.

Netcen: Ne yapacaksın? Boş ver. Örn:Netcen gari bundan soona.

Caba: Beleş. Örn:Cabasına uğraş, didin sen.

Nişliyon: Ne yapıyorsun?. Örn: Oğlum nişliyodur acaba?

Camız: Manda. Örn:Bi camız gördüm. Gıynızları çok büyüktü.

Oklağı: Oklava. Örn:Ayşe dezenden oklağpıyı istesene.

Canez: Canı tatlı.

Oldum olası: Öteden beri. Örn:oldum olası bu adamı sevmem.

Carga: Derme – çatma kır evi.

Omça: Bağ kütüğü. Örn:Omçanın dalını kırarsan, seneye üzüm vermez.

Cebiş: Bir yaşını doldurmuş keçi yavrusu. Örn:Bubam adaklık cebiş aldı.

On: Çoktan bereketli.

Cıbıldak: Fakir. Örn:Akılsızlığının cezasını cıbıldak kalarak çekti.

Onmak: Bereketlenmek, huzura kavuşmak. Örn:İki dünür küsmüşlerdi. Onmuş diye duyduk.

Cırlak: Hemen ağlayıveren. Örn:Bu çocuk ne kadar cırlak bişiy..

Oturaklı: Ağır başlı. Örn: Ne kadar oturaklı insanmış.

Cırmalamak: Tırmalamak. Örn:Boşuna cırmalama. Bu motur buradan çıkmaz.

Oturuşgun: Ağır başlı, olgunlaşmış. Örn:Oturuşgun adamdır. Böyle bir şey yapmaz.

Cırtlak: Yumuşamış şeyler, Örn:Bu cırtlak üzümleri mi aldın.

Öngü: Önündeki, o , sü, yanındaki. Örn:Öngü odunu gazanın altına sür.

Cızgı: Çizgi. Örn:Biz çocukken cızgı oynardık.

Örüzger: Rüzgar, yel. Örn:Örüzger çıkınca harman savurmaya gideceğiz.

Culuk: Zayıf, küçük tavuk yavrusu. Örn:Culuklara yim veren oldu mu?

Ösen: Elbette, herhalde, öyleyse Örn: Ösen gecikmezler

Cuncunmak: Büyükbaş hayvanlarda gocunmak.

Övendire: Ucu çivili, uzun, öküzleri yönlendiren değnek

Cungu: Zayıf ve gelişmemiş tavuk yavrusu.

Övetlemek: Ayartmak, kışkırtmak.

Çağıl: Taş yığını. Örn:Tarlanı sel basmış. Her yer çağıl dolu.

Öykmek: Öngörerek hareket etmek, emsal, göstermek

Çampır: Patişka kumaş.

Pabıç: Ayakkabı. Örn: Pabıçların en güzeli onundu.

Çapar kapar: Aceleci.

Palçıklı: Derli toplu olmayan.

Çapıt: Bez. Örn:Bizim buralarda ağıçlara çapıt bağlama diye bir adet yoktur.

Pamıklızıbın: Arasına pamuk konulmuş kalın iç giysisi Örn: Artık paıklızıbın giyen kimse kalmadı.

Çardak: Derme-çatma kır evi. Örn:Dereye çardak kurduk.

Parpıl: Yürümesini bilmeyen, düşe kalka yürüyen. Örn: Parpıl parpıl gidiyorsun.

Çeki: Başa sarılan kadın yemenisi. Örn: Gelenler var. Çekini düzelt.

Patavatsız: Gelişi güzel söz söyleyen. Örn: O adam Patavatsızın tekidir.

Çelermek: Hayvanların ürkek yürümesi, Koşması.

Payam: Badem. Örn: Payam ağaçları pembeli-beyazlı çiçek açar.

Çelme1: Alına düşürülmüş saç demeti. Örn:Çelmen açılmış.

Pelit: Palamut ağacının meyvesi. Örn: Keçiler peliti çok sever.

Çelme2: Yürüyen kişiye ayak koyma. Örn:Çocuğa çelme takmışlar. Kolu yüzülmüş.

Per: Küçük çivi. Örn: Per çakarken eline vurmayasın.

Çelme3:Yazmayı boyun açık olacak şekilde örtmek Örn: Isıcakta çelme çelmeden duramazsın.

Peşkir: Havlu Örn: Yeni peşkir aldım

Çığırmak: Çagırmak. Türkü söylemek. Örn:Bizim olan çok dayı Türki çağırır.

Pontür: Pantolon Örn: Çocuğa Pontür alınacak

Çılbak: Çıplak. Varlıksız. Örn:Bu kriz sonası bir sürü kişi çılbak kaldı.

Puşukmak: Büyükbaş hayvanlarda ürküp kaçmak.

Çımkışmak: Uyuşmak. Örn:Ayağın çımkışıncaya kadar aklın neredeydi.

Pürenlik: Çalılık.

Çıtlak: Kıvılcım. Örn:Ordaki otları temizle. Çıtlak kayarsa yangın çıkar..

Sadıç: Arkadaş, Damadın en yakın arkadaşı. Örn: Karşıdan sadıçlar geliyor.

Çıtlık: Küçükbaş hayvanlara takılan ağaç süs.

Sahan: Tabak. Örn: Bizim çocukluğumuzda alüminyum sahanlar kullanılırdı.

Çile: İp tomarı yumak haline gelecek ip Örn:Bu çileden bir kazak çıkar mı?

Sallangıç: Salıncak. Örn: Bizler ipten sallangıçlarda büyüdük.

Çilemek: Yağmurun hafifçe yağması. Örn:Yamır çileniyo. Darıları örtelim.

Samıt olmak: Aptallaşmak, beynin çalışmaması.

Çinil: Omuz. Örn:Pencere açık şekilde yatınca çinilim tutulmuş.

Samsorut: Sessizce duran.

Çokmak: Toplanmak. Örn:Kazayı gören herkes, olay yerine arı gibi çoktu.

Sangımak: Hafif algılamak.

Çokuşmak: Toplanmak. Örn:Çokuşun komşular, dedeme bişi oldu…

Sapısilik: Esaleti belli olmayan.

Çödürmek: Işemek. Örn:Çocuğun çişi gelmiş. Kenara çödürtüver.

Sariy: Kiremitli çatı. Sariyde gezinme, düşersin.

Çücük: Filiz. Örn:Soğanın cücüğünü çok severim.

Sası: Tatsız, tuzsuz. Örn: İnsan hasta olunca her şey sası geliyor.

Dalöğlen: Tam öğle vakti. Örn:Dal ölen gırdan eve geldim.

Savan: Ala erkeç.

Dam: Hapishane. Ahır. Örn:Kavga edenleri dama guymuşla…

Saymak(Saylamak): İnanmak, kabul etmek. Örn: Amcalarımızı sayardık.

Damüstü: Evin 2. katı önündeki boşluk alan Örn:Dam üstüne üzüm serdik.

Sendela: Sandalye Örn: Sendalaya düzgün oturun.

Darı: Mısır. Örn:Darı ütsek yer misiniz?

Senek: Çamdan su kabı.

Dartma: Baş örtüsü. Örn:dartmanı düzgün bağla.

Senit: Üzerinde yufka açılan yassı ağaç. Örn: Fazla bastırma seniti kırarsın.

Dayı: Güzel. Örn:Bu dayı gız kimlerden olur?

Setire: Eski kadın elbisesi.

Dayıbaşı: Amele başı. Örn:Hava yamırlı olunca Dayı başı bizi çadıra yolladı.

Seyis: İki yaşında burulmuş erkek keçi.

Depik: Tekme. Örn:Deli inek depik atmış.

Seyitmek: Koşmak. Örn: Bbaban kavde, seyirtte çağır gel.

Dereğonu: Gerçekten Örn:Gırda yangın var. – Dereğonu mu diyon?

Sıkı: Fişek, mermi, Müsrif olmayan. Örn: Ava gideceğiz ama sıkımız az.

Deşleme: Mani. Deyişleme.

Sıkılcım: Sıkıntı. Örn: Yaş ilerleyince sıkılcıma gelemiyorum.

Deştevan: Korucu.

Sıkma: Eski kadın giysilerinden.

Deşteye: Boşuna.

Sınıktırmak: Bıkkınlık getirmek. Örn: Bu adam da bizi sınıktırdı.

Dıgıl: Hayvanlara takılan küçük çan.

Sırça: Cam.

Dığan: Tava Örn:Dığanda yağ gızdırıp, erişteye dökdün mü çok güzel olur.

Sırkalamak: Sallamak Örn: Ağacın dallarını iyi sırkala ki dalda ceviz kalmasın.

Dıkım: Lokma Örn:İki dıkımda ekmeği bitirdi.

Sırnaşık: Arsız, utanmayan. Örn: Bu çocuk sırnasık olacak.

Dırtlı: Cılız. Örn:Dırtlı bir koyunumuz var.

Sıtara: Sevgi, itibar. Örn: İnsanın biraz sıtarası olur.

Dinelmek: Ayakta durmak Örn:Öyle ısıcakta dinelme. Otur gölgeye.

Sıyırma: Taze fasulye.

Dizlik: Kadın donu. Örn:Gelingıza fistan, dizlik alacağız.

Sinlenmek: Gizlenmek. Örn: Evin köşesine sinlenmişler.

Dombey: Manda Örn:Deve dombey mi aldık?

Soygun: Ev inşaatında kullanılan uzun çamdan ağaç.

Dömet: Ellik yığını. Örn:Nohut dömetlerini düzgün koymamışlar.

Sumsaklamak: Yumruklamak. Örn: Kavgada birbirlerini sumsaklamışlar.

Döver: Çamın özünden yapılan küçük kiriş.

Sumsuk: Yumruk Örn: Çocuklar oynarken bizimkine bir sumsuk atmışlar.

Dutu: Rehin. Örn:Kooperatif dutu istiyor.

Şalakacı: Şartlatan, arsız, utanmaz.

Duzlama: Buğday ve mısır kaynatması. Örn:Duzlama yidin mi sen?

Şamata: Gürültü. Örn: Şamata etmeyin çocuklar.

Dübek: Keşkek dövülen çukur mermer taş, dibek Örn:Dübeğin kenarında saatimi unuttum.

Şapırga: İri yaprak – … kulak: kepçe kulak Örn: Şapırga gibi tütünleri dizmek çok kolaydır.

Dülek: Olgunlaşmamış kavun. Örn:Düleklere bakmaya gittik.

Şaplak: Tokat, şamar. Örn: Şaplak atmanın gereği yoktu.

Dümbelek: Darbuka. Örn:Bu adam çok güzel dümbelek çalar.

Şapşalak:Çam ağacından su içmeye yarayan kap

Dürge: Kağıt veya para demeti. Örn:Bi dürge saklamış, bi daha bulamamış diyorlar.

Şarpo: Eşarp. Örn: Bu şarpoyu nerden aldın?

Ebe: Nine. Örn:Ebem beni çok severdi.

Şavk: Işık, ateş. Örn: Kenara gel, şavkı kapatıyorsun.

Ebermek: Getirmek.

Şeytan babıcı: Karalastikten ayakkabı Örn: Eskiden herkes şeytan babıcı giyerdi.

Ekmek evi1: Yufka yapılan yer. Örn:Ekmek evine bak bakalım senit var mı?

Şımarcık delisi: Şımarık,çalım satan

Ekmek evi2: Mutfak Örn:Ekmek evinde ne bulduysak yedik.

Şipirdek1: Terlik.

Ellik1: Eldiven. Örn:Annem bana ellik ördü.

Şipirdek2: Yassı taş Örn: Şipirdek taşları üst üste dizin.

Ellik2: Nohut, mercimek, gibi hububatların demeti. Örn:Ellikleri rüzgar uçurmuş.

Şipit: Lavaş gibi kalın pişmiş yufka Örn: Sıcak şipit çok güzel olur.

Ellik3: Yabancı topluluk. Örn:Köye gelen ellikler, gaymakamlıktan gelmiş.

Şişek: İki yaşında burulmuş erkek koyun.

Emendirmek: Yormak uğraştırmak. Örn:Madem vermeyecektin, beni niye emendirdin?

Taal: Tahıl Örn: Eskiden köy çeşmelerinde taal tutulurdu.

Emsiz: Beceriksiz. Önemsiz.

Tara: Odun parçalamaya ağaç kesmeye yarayan aygıt. Örn: Tarayla odun budadım.

Engastan: Şakadan. Örn:Engastan söylediydim. Nasıl da inanmış.

Tas: Su bardağı. Bir ölçeğin dörtte biri. Örn: bir tas ver.

Engücü: Nasıl olsa Örn :Engücü senin gelirin var. Rahat rahat gonuşursun.

Taslak: Kavun, karpuz gibi meyvelerin dörtte bir parçası. Örn: Bir taslak kavun versene…

Enser: Büyük çivi. Örn:Ev yaparken ayağıma enser batmıştı.

Tebelleş olmak: Israr etmek, sataşmak.

Entari: Gömlek. Kadın elbisesi Örn: Entarimi bulamıyorum.

Temşit: Sahur vakti Örn: Temşit davulcusu çıktı.

Erkiç: İki yaşını geçmemiş, burulmuş, erkek keçi. Örn:Erkiç gibi inatçısın.

Teperotu: Havuç. Örn: Teperotu kış sebzesidir.

Esi: Yanık odun parçası.

Ters: Gübre Örn: Domateslere ters atarsan çok verimli olur..

Eski: Çamaşır. Örn:Bugün senekliğe eski yıkamaya gideceğiz.

Tersik: Gübre ve çöplerin atıldığı yer. Örn: tersikte gezinmeyin.

Eskibeki: Az kullanılmış elbiseler.

Terslemek: Tarlaya ters atmak. Örn: Bu sene kavunları tersleyemedik.

Essah: Gerçek. Örn: Essahtan söylüyorum. Abim geldi.

Teyin: Sincap.

Eşi badılcan: Domates. Örn: Eşi badılcan almayı unutma!!!

Tezikmek: Küçükbaş hayvanlarda ürküp kaçmak.

Eşire: Kavgacı.

Tırkaz: Kapı sürgüsü.

Evcimek: Evinin işini iyi bilen, evine bağlı. Örn: Bu kıza baya evcimek diyorlar.

Tinsirmek: Hapşırmak. Örn: Tinsirince çok yaşa denir.

Evetlemek: Acele etmek. Örn: Niye evetliyon ki, sırası geleni alacaklar.

Tiyek: Taze asma filizi Örn: Tiyekleri kırmayın.

Evlek: Dönümün dörtte biri. Örn: Çeşme deresinde bir evlek yerimiz var.

Toklu: İki yaşına kadar kuzu. Örn: Bu sene kurbanda toklu keseceğiz.

Ey: Yeter. Örn: Eyyy bee. Bıktırdın artık.

Tomebirlek: Yuvarlak. Örn: Yombirlek taşlarla oyunlar oynardık.

Fatma Böcesi: Uğur böceği. Örn:Camdan Fatma böcesi girdi.

Topalan: Mide-Karın ağrısı. Örn: Dün topalan oldum.

Fer: Güç, Kuvvet. Örn: Yemek yiyince elime-koluma fer geldi.

Topan yastık: Kırlent. Örn: Bu topan yastıklar yeni moda mı?

Fistan: Kadın elbisesi. Örn:Fistanın çok güzelmiş.

Tosba: Kaplumbağa. Örn: Tosbağa yola çıkınca araba çapmış.

Fişfişlemek: Kışkırtmak. Örn:Bu böyle yapmazdı. Birisi fişfişlemiş.

Tutağıç: Sıcak şeyleri tutmaya yarayan bezden tutacak. Örn: Çeyizinde çeşitli desende tutağıçlar vardı.

Fişnemek: Mayalanıp kabarmak. Ekşimek. Örn: Bu tarhana iyice fişnemiş, artık dökmek lazım.

Uflar: Süsen çiçeği. Örn: Uflarlar mart-nisanda açar.

Fokurdamak: Şiddetli kaynamak. Örn: Sobanın üstündeki semaver fokurduyordu.

Uğra:Ekmek hamurunun yapışmaması için kullanılan un. Örn: Biraz uğra ver.

Folluk: Kümes Örn: Folluktan yumurta getirdim.

Uğumlu: Kanaatli.

Gaga: Ağabey.

Ulamak: İlave etmek, eklemek. Örn: Şu ipleri ulasana.

Gakguburak: Neşe, Şenlik.

Uyku semesi: Uyanınca uyku mahmurluğu Örn: Uyku semesine bir şey anlamadım ki!!!

Galan: Artık, Gayri. Örn:Galan sen buralarda durmazsın.

Uylaşmak: Anlaşmak. Örn: İki taraf uylaştı.

Galek: Boynuz.

Ümzük: Topraktan yapılmış düdüklü su kabının çıkıntısı.

Gali1: Sincap.

Ünnemek: Çağırmak, seslenmek. Örn: Bubana ünne, çay hazır.

Gali2: Bundan sonra, Örn:Gali derdini hakime anlatırsın.

Ürmek1: Şişirmek. Örn: Balonları abin ürüversin.

Gallangoz: Salyangoz. Örn: Cavırlar galyangoz yiyomuş.

Ürmek2: Köpek uluması Örn: Köpek ürünce hayra çıkmaz derler.

Ganare: Sürüntü, gezenti.

Ürüsüm: Adet, gelenek. Örn: Bizde ürüsüm böyledir.

Garadaban: Tavan arası. Örn: Garadabandan merdimanı indirsene.

Üslük: Kadın baş örtüsü. Örn: Üslüğüm dala takıldı.

Garık: Bahçe ve bostanlarda yapılan bölüntü. Örn: İşçiler  garıklara türün dikiyor.

Ütmek1: Pişirmek Örn: Darı üttük, gel yiyelim.

Garıkmak: Ses kısılması. Örn: Çok bağırma. Sesin garıkacak.

Ütmek2: Kazanmak. Örn: Bunları  ben üttüm.

Gari: Gali, galan, artık. Örn: Hadi gari eve gidelim.

Varmak: Gitmek, bir kızın birisiyle evlenmesi. Örn: Bu oğlana mı varacaksın?

Gave: Kahve, kahvehane Örn: Buban gaveye gitti.

Velesbit: Bisiklet. Örn: Velesbitten düşünce kolu kırılmış.

Gavırga: Buğday, mısır, kendir Kavurması Örn: Eskiden çok gavırga yirdim ama şimdi dişim kalmadı.

Yağadı: Yağ, ter ve toz-topraktan oluşan kir. Örn: Saçları yağadı bağladı.

Gavıt: Gavırganın sürtülerek un haline gelmiş şekli. Örn: Diş galmayınca gavıt yiyoruz.

Yağır: Hayvanların sırtında oluşan yara.

Gayınna: Kaynana. Örn: Gayınnandan çok  mu korkuyorsun?

Yalık: Mendil. Örn: Eskiden kızlar nişanlısına yalık gönderirdi.

Gaynata: Eşlerden diğerinin babası. Örn: Gaynatan geliyor.

Yalım: Her halde. Galiba. Örn: Gelmeyecek yalım.

Gaynışık: Yaramaz. Örn: Sen ne geynışık çocuksun!!!

Yalıngat: Tek kat, ince. Örn: Yalıngat bir elbisesi vardı.

Gecenez: Övendirenin ucundaki demir.

Yanıç: Yengeç. Örn: Çayda balık tutarken ağa yanıç takıldı.

Gellaba: Ateş almaya / harç karmaya yarayan alet

Yanış: Desen. İşleme örnegi. Örn: Bu yanışı nasıl yaptın?

Geme: Fare. Örn: Bütün bostanları geme yimiş.

Yapış: Elimden tut manasında Örn: Amcama yapışıp, duvardan atladım.

Gennaba: Yenge, Gelin abla Örn: Gennabam bize geldi.

Yarenlik etmek: Sohbet etmek, arkadaşlık etmek. Örn: Uzun zamandır böyle yarenlik edememiştik.

Geycek: Elbise, giyecek, çamaşır. Örn: Geyceklerimi getir.

Yarın: Sırt. Örn: Yarınlarım çok ağrıyor.

Gezem: Bir yaşını geçmiş doğurmamış keçi.

Yaygı: Yere serilen çul, kilim. Örn: Eskiden köyün kadınları yaygı dokurdu.

Gılik: Ufak, küçük. Örn: Fidan diktim. Gılik domatis çıktı.

Yazma: Baş örtüsü. Örn: Yazmasına güzel bir oya çekmiş.

Gınık: Beleş.

Yedek: Cezve. Örn: Bakır yedek aldım.

Gıran: Salgın hastalık. Örn: Gıran mı geldi?

Yeğ: İyi. Örn:

Gıyık: Yorgan iğnesi.

Yeğe: Kart.

Gızan: Çocuk. Örn: Gızanları çağırın, yemeğe oturuyoruz.

Yen: Elbisenin kol ağzı. Örn: Oynamaya gönlü olmayan gelin yenim dar dermiş.

Gidişmek: Kaşınmak. Örn: Sırtım gidişiyor.

Yengattan: Yeniden, yenı baştan. Örn: Bu temizlik olmamış, yengattan yap.

Goşma: Ardıçtan yapılan 3-4m. Uzunluğunda ağaç. Örn: Bu evin goşmaları hayli sağlammış.

Yepelemek: Okşamak, sevmek. Örn: Annem beni yepeledi.

Govluşmak: Dedikodu yapmak Örn: Beni mi govluşuyorsunuz?

Yerinmek: Hoşlanmak, pişman olmak, övünmek.

Göde: Şişman ve sıska.

Yılık: Eğri. Örn: Ağacın dalı yılıkmış, altına destek koyalım.

Göğeri: Darı, Bostan, fasulye, soğan gibi yeşillikler. Örn: Küçüközler bu sene göğeri.

Yirik: Yırtık, Çok konuşan. Örn: Arabanın tekeri yirilmiş.

Gölük: Eşek.

Yompar: Eli hiç bi işe yakışmayan

Göndöndü: Ayçiçeği. Örn: Gündöndü kesmeye gideceğiz.

Yönet: Uygun, denk. Önyüz. Örn: Yönet iş yapmayı bilmezmisin sen?

Götdüş: Kötü alışkanlıklara çeken arkadaş. Örn: Kendisinin geldiği yetmiyor, bir de götdüşlerini getiriyor.

Yuka1: İnce. Örn: Duvarın bu tarafı biraz yuka olmuş.

Götün götün: Geri geri. Örn: Götün götün giderken duvara çarpmış.

Yuka2:Yufka. Örn: Teyzemler yuka yapıyor.

Göynek: İç çamaşırı. Örn: Göyneği sıksan su çıkar.

Yumuşmak: Toplanmak, birikmek. Örn: Yumuştuk, bir çırpıda işleri bitirdik.

Göz: Evin odalarından her biri. Örn: 2 göz evimiz var.

Yüklü: Hamile Örn: Yavaş git, yüklü kadın var.

Gudubet: Yaramaz. Örn: ne gudubet çocuksun sen?

Yümek: Yıkamak. Örn: Bugün çamaşır yücez.

Gulü: Hindi. Örn: Gululeri büyütmüşsün.

Yüreğim yavıncadı: Karnım acıktı Örn: Yüreğim yavıncadı. Yiyecek ne var? 

Gurk: Kümes hayvanlarında kuluçkaya gelme hali Örn: Gurk tavık bastırdık.

Yüzcek: Yüz yüze. Örn: Oradan dediğin anlaşılmıyor. Yüzcek konuşalım.

Güvey: Damat. Örn: Ekiden köyün meydanında güvey başı derilirdi.

Zağar: Av köpeği. Örn: Bir zağar buldum, çok iyi iz sürüyor.

Haney: Toprak damlı iki katlı ev.

Zangadak: Ansızın. Örn: Karanlıkta bir köpek zangadanak karşıma çıktı.

Hangırda: Nerede? Örn: Hangırda olduğunu söylemedin?

Zangölümü: Beklenmeyen, ani ölüm.

Haranı: Tencere. Ekmek haranısını getirdin mi?

Zarplı: Güçlü, kuvvetli.

Harım: Ağaç dallarından yapılan bahçe duvarı Örn: Harımları çocuklar akmış.

Zere: Tahıl Örn: Bu sene yüz ölçek zere kaldırdık.

Hava: Şarkı-türkü. Örn: Sesi çok güzeldir. Bir hava çağırsın da gör.

Zıbarmak: Ölmek. Ölü gibi sessiz uyumak. Örn: Çok eziyet ettin. Zıbar artık.

Hayat Ev: Hayata ekli ev. Örn: Bu gece hayat evde yattım.

Zıbın: Eski kadın giysilerinden. Örn: Zıbın diktireceğim.

Hayat: Eski evlerde dışa açık olan bölüm. Örn: Hayatta duran destiyi getir.

Zıngıldamak: Sarsılmak. Örn: Bu ev eskimiş. Yürüdükçe zıngıldıyor.

He: Evet. Örn: Anan evde mi? Hee, evde.

Zıypmak: Kaymak. Örn: Eskiden buzda zıypardık.

Henk: Oyun, eğlence. Örn: Eskiden ateş akar, henge bakardık.

Ziplemek: Saplamak, sokmak. Örn: Şu kazığı duvara ziple.

Hışır: Taze dülek. Örn: Kestiğimiz tüm kavunlar hışır çıktı.

Zivtinmek: Kaşınmak. Oyalanmak. Örn: Uyuz gibi zivtinme.

Hopa: Gürbüz ve şımarık.

Zonklamak: Çok ağrımak. Örn: Dişim zonluyor.

Hoşamatçı: Yağcı, yaltak.

Zopa: Dayak. Örn: İyi zopa atmışlar.

Hönkürmek: Ağlamak.

 

3

 

Ana Sayfa

Tanıtım

Ulaşım

Gururumuz

Öğrenciler

İdareciler

Unutulanlar

Unutulanlar2

Gelişmeler

Portreler

Sözlük

Basın

Sülaleler

Albüm

Albüm2

Komik

Adetler

El Sanatları

Düğünler

Ramazan

Diğerleri

Bizim Sayfa

Linkler

Z. Defteri